Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Bulunduğunuz Bölüm:Anasayfa arrow Makaleler arrow Düzensiz Uyku Cinsel Gücü Azaltıyor
Çok yakında Online Sınav bölümü açılacaktır. Başta TUS olmak üzere birçok sınavı online olarak bilgisayarınızdan çözebileceksiniz.
Düzensiz Uyku Cinsel Gücü Azaltıyor Yazdır E-posta
(8 oy)
Paylaş:
Delicious
Furl it!
Spurl
NewsVine
Reddit
YahooMyWeb
Technorati
Yazar Gözde Şahin   
Pazartesi, 13 Ağustos 2007

Düzensiz Uyku Cinsel Gücü AzaltıyorAnadolu Sağlık Merkezi’nden Nörolog Dr.Vedat Sözmen, uykusuzluğun cinsel fonksiyonlara etkisini anlattı.

Uykusuzluk cinsel işlev bozukluklarına neden olabilir mi?

Uykusuzluk, sebebine bağlı olarak tabii ki cinsel sorunlara yol açabilir. Cinsel işlev bozukluklarına en çok uyku apne sendromunda rastlanır. Uyku apne sendromu olan kişilerde genellikle zaten bir cinsel isteksizlik ve cinsel fonksiyon bozukluğu görülür. Mesela birine uyku apne sendromu teşhisi konulurken “Horlama var mı, uyku sırasında nefes durması var mı, gece terlemeleri oluyor mu? Gibi bazı klasik sorular sorarız.

 Bu soruların yanı sıra kişiye “Cinsel fonksiyonlarda bir azalma var mı?” sorusunu da yöneltiyoruz. Bunların hepsi tabii ki uyku apnesi sendromuna işaret etmez ama bunlarla beraber cinsel fonksiyonlarda da bir bozukluk olduğunu söylerse hastayı uyku apne sendromuna daha yakın düşünürüz.  

Neden uyku apnesi olanlarda cinsel işlev bozukluğu daha fazla görülüyor?

Uyku apnesi olanlarda genel olarak kandaki oksijen seviyesi düşer ve bu durum kişilerde yağ oranının artmasına neden olur. Kandaki oksijen seviyesinin düşmesi cinsel fonksiyonun yeterince yerine getirilememesine neden olur. Bir de yine aynı şekilde uyku bozuklukları, gün içinde halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluk yaptığı için kişi akşam eve geldiğinde zaten halsiz ve uykulu oluyor. Onun için doğrudan uyumak istiyor, bu da cinsel isteksizliğe neden oluyor. Ayrıca o uykusu da sağlıklı olmadığı için bir işe yaramıyor bu uyku. Yapılan araştırmalar uyku apne sendromu olan bireylerdeki cinsel sorunların dolaşımdaki testosteron miktarının azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Uyku apne bozukluğuna bağlı sertleşme bozukluğu olan hastalarda apnenin cerrahi veya CPAP ile tedavisinden sonra büyük olasılıkla testesteron düzeylerinin de normale gelmesine bağlı olarak sertleşme bozukluğunda düzelme saptanmıştır. Bilindiği gibi testosteron erkek ve kadında cinsel dürtü ile ilişkili bir hormondur ve kandaki düzeyi stresten, uyku ve duygudurumdaki değişikliklerden etkilenir. Cinsel sorunlara neden olan tıbbi bir neden saptandığında, psikolojik nedenler varolan cinsel sorunu olumsuz etkileyeceği için bu hastaların psikiyatrik açıdan da desteklenmesi tedaviyi olumlu etkiler.

Uyku sırasında vücudun salgıladığı hormonların uykusuzluk sırasında salgılanamamasının bir etkisi oluyor mu cinsel fonksiyonlarda?

Aslında bu konuda net bir şey yok.Ancak uykusuzluk halinde stres hormonlarından kortizol salınımının arttığını ve testesteron salınımının azaldığı, bu hormonların düzeylerindeki değişikliklerin cinsel istekte azalmaya neden olduğunu gösteren araştırmalar var.

Erkekler kadınlara göre daha mı fazla mı etkileniyorlar bu durumdan?

Uykusuzluk, hem kadını hem de erkeği cinsel yönden etkiliyor. Ancak, erkekler muayene sırasında cinsel isteksizliklerini kadınlara göre daha çok dile getiriyorlar ve yardım arayışına giriyorlar. Cinsel isteksizlik ve uyarılma sorunları olan kadınlar cinsel ilişkiye aktif olarak katılabilir, ancak erkekte sertleşme problemi cinsel ilişkiyi imkansız ve doyumsuz kılar. Bu nedenle, kadınlar genellikle bunu bir sorun olarak dile getirmezler.

Vardiya sistemiyle ya da gece çalışmak zorunda olanlar nasıl etkileniyor bu durumdan?

Vardiyalı çalışanların, çalışma saatleri dolayısıyla uyku saatlerinin sürekli değişmesi nedeniyle uyku düzenlerinde sürekli kayma oluyor. Teorik olarak bir vardiya saatinin en geç bir hafta içinde değiştirilmesi gerekiyor. Eğer bir haftayı geçerse kişinin biyolojik ritmi
etkileniyor. Yani aslında çalışanın o vardiya saatlerine uyum sağlamaması gerekiyor. Böyle çalışan insanlar, bazen gündüz uyudukları için cinsel fonksiyon bozuklukları da ortaya çıkabiliyor. Çünkü gündüz uykusunun kalitesi gece uykusuyla bir olmuyor. Ne kadar perdeler kapatılsa, güneş ışığı engellense de gece karanlığındaki ve sessizliğindeki gibi kaliteli bir uyku ortamı olmuyor. Vardiya sisteminde çalışanlarda genel olarak yaşam kalitesinde düşme olduğundan bu hem uykuyu hem de cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilir.

Yaş ile uykusuzluk birleştiğinde cinsel fonksiyonlardaki etkisi artıyor mu?

Yaş ilerledikçe zaten uyku bozuklukları, özellikle uyku-apne sendromu, daha fazla ortaya çıkıyor. Çünkü bu dönemde hayat biraz daha hareketsizleşiyor, insan daha az yoruluyor, buna paralel olarak da uyku saatleri kaymaya başlıyor.Yaşla birlikte, şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve kullanılan ilaçlar gibi diğer tibbi nedenlerle cinsel fonksiyonlarda ister istemez azalma oluyor. Bu ikisi birleştiğinde cinsel performansı tabii ki olumsuz etkiliyor.

Fazla uyumanın cinsel fonksiyonlara bir etkisi olabilir mi?

Fazla uyumanın cinsel fonksiyona direkt bir etkisi olmaz. Ama fazla uyuma şöyle bir sorun yaratabilir. Fazla uyuyunca vücut kortizolu çok fazla salgılıyor, kortizol salgısı artınca da kilo artışı oluyor. Bu nedenle vücut hantallaşıyor ve hareketler zorlaşıyor. Bu da her türlü fiziksel ve zihinsel fonksiyon gibi cinsel fonksiyonları da olumsuz yönde etkiliyor.

Uyku ve cinsellik arasında bir de şöyle bir ilişki var. Cinsel işlev bozukluklarını belirlemek için kişiye uyku testi yapılıyor.

Uykunun nasıl bir belirleyiciliği var bu testte?

Uyku testi sayesinde hastanın cinsel probleminin psikolojik mi yoksa organik mi olduğunu kesin olarak anlayabiliyoruz. Psikiyatrist ve ürologlar bazen bunu ayırt edemediklerinde nokturnal penil tümesans testi yapmamız için bizden yardım isterler.

Nasıl gerçekleştiriliyor bu test?

Bu testte, uyku testinde kullandığımız bütün EEG ve kalp elektrotlarının yanı sıra hastanın cinsel organının üstüne de halka şeklinde bir elektrot takarız. Cinsel fonksiyonu normal olan her erkek normalde, uykunun, REM dönemi dediğimiz, rüyaların ancak psikolojik nedenlerle iktidarsızlık yaşayan kişilerde genellikle sabaha karşı, uykunun REM dönemi dediğimiz rüyaların en çok görüldüğü periyodunda ereksiyon haline geçer. Bu testi uyguladığımızda, eğer uykuda ereksiyon oluyorsa kişide organik bir sorun olmadığını, sorunun psikolojik olduğunu anlıyoruz. Ancak erkek o sırada ereksiyon olamıyorsa sorunun organik olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Bu test yüzde 100’e yakın bir sonuç veriyor.

Uygulaması kolay mı bu testi?

Çok zor da bir test değil ama hastalara söylediğimizde bu pek hoşlarına gitmiyor genellikle. Çünkü erkekler cinsel organlarına bir elektrot takılmasından hoşlanmıyorlar. Ama aslında uyku testi cinsel işlev bozukluklarının tespit edilmesinde önemli bir rol oynuyor.

Erkekler bu testi yaptırsa hayatında neler kolaylaşır?

Öncelikle tanı konur. Sertleşme sorunun temelinde psikolojik nedenler yatıyorsa bu ortaya çıkar ve bu tanıya yönelik tedavi uygulanır. Eğer sorun psikolojikse mutluluk çubuğu, ilaç gibi tedavi yöntemleri yerine terapiye yönelinir. Ama tabii bu da tedavinin kolaylaşacağı anlamına gelmiyor.

Son olarak bu konuda erkeklere ne önerirsiniz?

Uykularını düzenli bir şekilde alsınlar. Ellerinden geldiğince aynı saatte uyuyup aynı saatte kalksınlar, uyku süresine olduğu kadar uyudukları saatlere de dikkat etsinler, yatak odasını kitap okumak, TV seyretmek, yemek yemek gibi başka amaçlar için kullanmasınlar. Kısacası uyku hijyenine dikkat etsinler. Çünkü uyku hijyeni ne kadar iyi olursa cinsel fonksiyonlar da o kadar iyi olur.

Yorum (0)add comment

Yorum yazın
Kayıtlı üye iseniz lütfen giriş yapınız. Kayıtlı üye değilseniz, yorum yapmak için üye olmalısınız. Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.

busy
Son Güncelleme ( Pazartesi, 13 Ağustos 2007 )
 
Sonraki >

Kullanıcı Menüsü

Hoşgeldiniz Ziyaretçi.






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Çevrimiçi Destek Durumu

Cevrimici Destek

Bölümler

Acil
Adli Tıp
Aile Hekimliği
Akupunktur
Allerji
Algoloji
Alternatif Tıp
Anatomi
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
Beslenme
Biyoenerji
Biyofizik
Biyoistatistik ve Tıbbi Bilişim
Biyokimya
Böbrek hastalıkları
Çene Cerrahisi
Çevre Sağlığı
Çocuk Cerrahisi
Çocuk Endokrinolojisi
Çocuk Hastalıkları
Çocuk Kardiyolojisi
Çocuk Nefrolojisi
Çocuk Nörolojisi
Çocuk Psikiyatrisi
Çocuk Ürolojisi
Dahiliye
Deontoloji
Dermatoloji
Diyet ve Sağlıklı Yaşam
Diş Hekimliği
Endokrinoloji
Enfeksiyon Hastalıkları
Epidemiyoloji
Estetik-Plastik Cerrahi
Farmakoloji
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Fizyoloji
Gastroenteroloji
Genel Cerrahi
Genel Hekimlik
Green Light Uzmanlığı
Göğüs Cerrahisi
Göğüs Hastalıkları
Göz Hastalıkları
Halk Sağlığı
Hastalıklar ve Tedavileri
Hematoloji
Hemodializ
Hipnoz ve Hipnoterapi
Histoloji ve Embriyoloji
İmmunoloji
Jinekoloji(Kadın Hastalıkları ve Doğum)
Kalp ve Damar Cerrahisi
Kardiyoloji
Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları
Klinik Nörofizyoloji
Koruyucu Hekimlik
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları
Mide Hastalıkları
Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji
Nefroloji
Nükleer Tıp
Nöroloji
Nöroşirurji
Onkoloji
Organ Nakli
Ortodonti
Ortopedi ve Travmatoloji
Parazitoloji
Patoloji
Pedagoji
Pediatrik Allerji
Pediatrik Kardiyoloji
Pediatrik Endokrinoloji
Pediatrik Gastroenteroloji
Pediatrik Genetik ve Teratoloji
Pediatrik Hematoloji
Pediatrik İmmünoloji
Pediatrik Enfeksiyon Hastalıkları
Pediatrik Nefroloji
Pediatrik Nöroloji
Pediatrik Hematoloji
Pratisyen Hekim
Psikiyatri
Psikoloji
Radyoloji
Romatoloji
Sağlık Püfleri
Spor Hekimliği
Tıbbi Biyoloji
Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji
Tıbbi Etik ve Deontoloji
Tıbbi Genetik
Tıp Eğitimi
Tüp Bebek ve Genetik
Veteriner Hekim
Yaşlılık Hekimliği
Yeni Doğan
Üroloji
Diğer