Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Bulunduğunuz Bölüm:Anasayfa arrow Makaleler arrow Deri Hastalıklarının Deriye Etkileri
Çok yakında Online Sınav bölümü açılacaktır. Başta TUS olmak üzere birçok sınavı online olarak bilgisayarınızdan çözebileceksiniz.
Deri Hastalıklarının Deriye Etkileri Yazdır E-posta
(3 oy)
Paylaş:
Delicious
Furl it!
Spurl
NewsVine
Reddit
YahooMyWeb
Technorati
Yazar Medicine Cube Editor   
Çarşamba, 25 Nisan 2007

CİLT ALERJİLERİ

Ciltte kaşıntı, kurdeşen denilen kabarıklıklar, kırmızı renkli döküntüler, sulanma, kabuklanma, deride kalınlaşma ve deride renk değişikliği görülebilir.

Günümüzde alerji, çoğu kişinin sorunsuzca kabul edebileceği bir maddeye karşı olan anormal duyarlılık olarak tanımlanmaktadır. Örneğin; çoğu kişi polenlere hiçbir reaksiyon vermezken, alerjik rinitli kişiler kısa bir karşılaşmadan sonra bile, şiddetli reaksiyon verebilirler. Bu duyarlılık, bağışıklık sisteminin sadece bazı özel kısımlarını ilgilendirir.



ALERJİK EGZEMA

Özellikle hayatın ilk yıllarında en yoğun olarak görülen cilt kuruluğu, döküntü ve kaşıntı ile seyreden bir cilt hastalığıdır. Tipik olarak yanaklar, boyun altı, dirsek içleri ve diz arkası gibi bölgeler en çok etkilenen alanlardır.


NEVÜSLER

Halk arasında “ben” adı ile anılan deri oluşumları çok farklı görünümde ve yapıda olabilmekle beraber, genellikle kastedilen; yuvarlak veya oval, deride hafif kabarık,3-5 mm büyüklükte, siyah-kahverengi, sertçe yapılardır. Bunlar pigment üretici hücreye çok benzeyen özel hücrelerin deri içinde bir alanda yuvalanması sonucu gelişirler. Doğuştan itibaren var olabileceği gibi çoğu çocukluk döneminde, bir kısmı da sonraki bir zamanda ortaya çıkarlar.



Benler iki nedenle tıbbi açıdan önem taşır:

  1. Bazı ben tiplerinin zamanla malignleşme (kötü huylu bir şekle dönme) riskine sahip olması,
  2. Pigment üretici hücrelerden gelişen “melanom” adındaki malign oluşumunun iyi huylu bir ben olarak algılanıp tedavisiz bırakılması.

Risk Taşıyan Benlerin Özellikleri

  • 0.5 – 1 cm den büyük olması,
  • Sınırının girintili çıkıntılı,asimetrik olması,
  • Renginin alacalı olması (yer yer siyah, kırmızı, kahverengi, beyaz)
  • Ayak tabanı, el ayası ve parmak uçlarında yer alması,
  • Sayılan bu özellikleri taşıyan benlerin ailede de olması,
  • Geçmişte zaman zaman yanık yapacak şekilde yoğun güneşlenmelerin olması.

Var olan bir benin;

  • Neden yokken kanaması,
  • Üzerinde ülser gelişmesi,
  • Renginin hızla koyulaşması
  • Renginin etrafa yayılması (veya etrafında beyazlama olması)
  • Kaşınma,acıma gibi belirtilerinin olması gerekir.

Malign MelanomMALİGN MELANOM

Deri kanserleri içinde en ciddi olanıdır ve deriye rengini veren “melanosit”adı verilen hücrelerden gelişir. Vücudu kaplayan derinin herhangi bir yerinde (saçlı deri, tırnak altı ve ayak tabanı dahil) görülebilir. Deri melanomunun ilk belirtileri, benin büyüklüğünde, şeklinde ve rengindeki değişikliklerdir. Bu değişiklikler bende asimetri, kenar düzensizliği, renk değişikliği (tümüyle benin rengi koyulaşabilir veya daha açık renkli olabilir, bu renk değişiklikleri benin içinde yer yer ortaya çıkabilir), genişleme veya kabarıklığın artması şeklinde olabilir. Kaşıntı erken bir belirti olabilir. Önceden var olan bir bendeki hafif değişikliklerin fark edilmesiyle erken dönemde melanom teşhisi konabilir. Sulanma ve kanama genellikle daha sonraki dönemde tespit edilen bulgulardır, ağrıya sebep olmaz.

 

SİVİLCELER

Güneşin kurutucu etkisi ve iyotlu deniz suyu yazın akneyi aklımızdan çıkarır. Ama sonbahar ve kış, aknenin çoğaldığı dönemlerdir. Pek çok şey aknenin türüne bağlı olsa da ultraviyole ışınlarının etkisi cildi kurutup, yağ üretimini düzenler. Bu yüzden sonbahar ve kış aylarında da solaryuma girerek aynı etkiyi oluşturabiliriz.

Gençlerde görülen akne, ergenliğin ilk dönemlerinde vücutta gelişim ve değişimler başladığı sırada ortaya çıkar. Bu durum bir dizi hormonal dengesizliğe bağlıdır. Doğal olarak bu gibi hormon dengesizlikleri yetişkinlerde de görülebilir. Örneğin; adet döneminde ortaya çıkan sivilceler bu tür bir dengesizlik sonucudur. Diğer bazı durumlardaysa akne oluşumu kortizon ya da B12 vitamini içeren ilaçlar ya da dışarıdan uygulanan vazelin preparatlar ve bitkisel yağların uzun süre kullanımına bağlıdır.

AKNE

Genellikle ergenlik çağındaki erkek ve kızların yüzleri sivilcelerle dolar. Ergenlik çağı sivilcelerine o dönemde vücuttaki hormon dengelerinin değişmesi neden olur. Akneler yetişkinlerin de en büyük sorunlarındandır. Bu sivilceler yüzde,boyunda,omuzlarda ve sırtta çıkar. Aknelerin oluşmasında yağlı cilt ve bakteriler etkilidir. Bu nedenle aknelerden yakınan birinin hayvansal yağlardan uzak durması gerekir.


AKNE VULGULARİS

Akne vulgularis, kıl-yağ bezinin kronik inflamatuar hastalığıdır. Primer yerleşim yeri yüz, sırt, göğüs ve omuzlardır. Gövdedeki lezyonlar orta hatta yoğunlaşır. Genellikle birçok lezyon bir aradadır.

Non-inflamatuar lezyonlar komedonlardır. Komedonlar açık veya kapalı olabilir. Açık komedonlar deriden hafif kabarık, ortasında koyu renkli folleküler keratin ve lipid birikimi olan lezyondur. Kapalı lezyonlarsa inflamasyonsuz, beyaz renkli papüller şeklinde görülür.

KIL DÖNMESİ

Kıl dönmesi, kılların kuyruk sokumu ve nadiren göbekte cilt altına geçip yara, apse ve fistül oluşturmasıdır. Kıl dönmesi, yani dermoid kist veya plonidal sinüs, cilt altı kıl yuvası demektir. Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumundaki iki kaba et arsında kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmelerle oluğun, en dibindeki ter bezi deliklerinden vida gibi dönerek cilt altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi, labirentler açması, peşinden labirentlere güren bakterinin de katkısıyla etrafı iltihaplandırması; cerahatlı veya kanlı, pis kokulu akıntılar ve apseler oluşturmasıdır.

Belirtileri

Kuyruk sokumunda veya anüsün arka yukarı tarafında az hassas küçük şişlikler,kaşıntılı,akıntılı veya akıntısız, kıllı, kılsız, milimetrik delikler ve bazen de apse oluşmasıdır. Muayene ve tetkiklerde içi iltihabi granülasyon dokusu ve kıl dolu kese ile fistüller ve olayı çepe çevre sınırlayan ve kılların daha derinlere gitmesini önemli ölçüde önleyen kalın fibrotik kılıf görülür. Apseler kendini lokal ısı ve ağrı,sistemik ateş ve halsizlikle belli eder.

PSORİAZİS

Çeşitli klinik biçimlerde ortaya çıkabilen, yineleyici, kronik bir deri hastalığıdır. Bu lezyonların ortak noktası,ortası gümüşi bir pullanma gösteren, küçük eritemli papüller şeklindeki uniter lezyonlarıdır. Bu papüller, plaklar oluşturacak şekilde birleşirler. Gümüşi pullanmalar parakeratotik stratum korneum içinde nötrofiller içerir. Nötrofiller Zumbuch'un akut pustuler psoriazisinde deride püstül, hatta "pu gölcükleri" oluşturacak kadar yoğun olabilir. Psoriazis vulgaris' in pullanan plakları diz ve dirsekler gibi travma ve sürtünmeye açık bölgelerde daha sıktır; fakat saçli deriyi veya diğer bölgeleri de tutabilirler. El, ayak ve tırnaklar etkilenebilir. Bu hastalarin hayatı tehdit edici ya da von Zumbuch formundaki gibi tüm vücutta püstüller, ateş, elektrolit bozukluklari ve periferik nötropeniyle seyreden eritroderma oluşturmayan kronik ve oldukça stabil bir psoriazis formu vardır. Tedavi edilmeyen ağır hastalarda hipoalbuminemi, elektrolit kaybı ve sepsisten oluşur.
Gümüşi pulların kazınması,toplu iğne ucu şeklinde kanama noktalarının belirmesine yol açabilir.

SEBOREİK DERMATİT

Bu hastalığın sebebi bilinmemektedir. Kronik,pullanan spangiotik ve psoriaziform bir dermatittir. Hastalığın şiddeti çok sık görülen saçlı derinin minimal kepeklenmesinden, şiddetli eritroderma, pullanma ve aralarında ateş,ishal gibi sistemik semptomların bulunduğu sekonder bakteriyel enfeksiyonlar aracılığıyla ölüme neden olabilen,nadir görülen “leiner” hastalığına (veya yenidoğanın eritroderma deskuamativası) kadar geniş bir dağılım gösterir. Seboreik dermatit, saçlı deri, supraorbital bölgeler, yüz, göğüs orta kısmı ve intertriginoz bölgeler gibi sebase folliküllerin belirgin olduğu sahalardaki deriyi etkiler.

ATOPİK DERMATİT

Sıklığı giderek artmakta olan bir deri hastalığıdır. Atopik kişilerde bağışılık sistemi çevremizde bulunan birçok maddeyi zararlı madde olarak algılamakta ve birey bu maddelerle karşılaştığında aşırı bağışıklık yanıtı oluşturmaktadır. Atopik dermatit,çevresel ve duygusal faktörlere derinin bağışıklık sisteminin gösterdiği aşırı bir reaksiyondur.

Belirtileri

  • Yoğun kaşıntı,
  • Tekrarlayan döküntü; deride kuru, düzensiz veya pullu alanlar,
  • Bebeklerde ve küçük çocuklarda atopik dermatit genellikle yüzü dirsekleri veya dizleri tutar; ancak vücudun diğer alanlarına yayılabilir,
  • Daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde atopik dermatit genellikle elleri, boynu, dirseklerin iç yüzeyini, dizlerin arkasını ve ayak bileğini tutar,
  • Kronik olgularda deride kalınlaşma olabilir.

Kaşıntı atopik dematitin en rahatsız edici semptomudur. Kaşıntı nedeniyle özellikle uyku düzeninin bozulması, hastaların okul ve iş hayatlarında konsantrasyon sorunlarına yol açabilir.

Yorum (0)add comment

Yorum yazın
Kayıtlı üye iseniz lütfen giriş yapınız. Kayıtlı üye değilseniz, yorum yapmak için üye olmalısınız. Yorum sorumluluğu size ait olacaktır.

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 25 Nisan 2007 )
 

Kullanıcı Menüsü

Hoşgeldiniz Ziyaretçi.






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Çevrimiçi Destek Durumu

Cevrimici Destek

Bölümler

Acil
Adli Tıp
Aile Hekimliği
Akupunktur
Allerji
Algoloji
Alternatif Tıp
Anatomi
Anesteziyoloji ve Reanimasyon
Beslenme
Biyoenerji
Biyofizik
Biyoistatistik ve Tıbbi Bilişim
Biyokimya
Böbrek hastalıkları
Çene Cerrahisi
Çevre Sağlığı
Çocuk Cerrahisi
Çocuk Endokrinolojisi
Çocuk Hastalıkları
Çocuk Kardiyolojisi
Çocuk Nefrolojisi
Çocuk Nörolojisi
Çocuk Psikiyatrisi
Çocuk Ürolojisi
Dahiliye
Deontoloji
Dermatoloji
Diyet ve Sağlıklı Yaşam
Diş Hekimliği
Endokrinoloji
Enfeksiyon Hastalıkları
Epidemiyoloji
Estetik-Plastik Cerrahi
Farmakoloji
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Fizyoloji
Gastroenteroloji
Genel Cerrahi
Genel Hekimlik
Green Light Uzmanlığı
Göğüs Cerrahisi
Göğüs Hastalıkları
Göz Hastalıkları
Halk Sağlığı
Hastalıklar ve Tedavileri
Hematoloji
Hemodializ
Hipnoz ve Hipnoterapi
Histoloji ve Embriyoloji
İmmunoloji
Jinekoloji(Kadın Hastalıkları ve Doğum)
Kalp ve Damar Cerrahisi
Kardiyoloji
Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları
Klinik Nörofizyoloji
Koruyucu Hekimlik
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları
Mide Hastalıkları
Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji
Nefroloji
Nükleer Tıp
Nöroloji
Nöroşirurji
Onkoloji
Organ Nakli
Ortodonti
Ortopedi ve Travmatoloji
Parazitoloji
Patoloji
Pedagoji
Pediatrik Allerji
Pediatrik Kardiyoloji
Pediatrik Endokrinoloji
Pediatrik Gastroenteroloji
Pediatrik Genetik ve Teratoloji
Pediatrik Hematoloji
Pediatrik İmmünoloji
Pediatrik Enfeksiyon Hastalıkları
Pediatrik Nefroloji
Pediatrik Nöroloji
Pediatrik Hematoloji
Pratisyen Hekim
Psikiyatri
Psikoloji
Radyoloji
Romatoloji
Sağlık Püfleri
Spor Hekimliği
Tıbbi Biyoloji
Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji
Tıbbi Etik ve Deontoloji
Tıbbi Genetik
Tıp Eğitimi
Tüp Bebek ve Genetik
Veteriner Hekim
Yaşlılık Hekimliği
Yeni Doğan
Üroloji
Diğer