SİTOKİNLER:
Monositler,makrofajlar ve lenfositler
tarafından salgılanan ve immün sistem hücrelerinin proliferasyonunda ve
farklılaşmasında rol oynayan ve hücreler arası iletişimi sağlayan
maddelerdir.Bunlardan lenfositler tarafından üretilip salgılananlara
lenfokinler ve monositler ile makrofajlar tarafından üretilip
salgılananlara monokinler denilir.
Sitokinlerden interferonlar ve interlökinler melanoma,böbrek kanseri ve
diğer kanser türlerinde bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla
kullanılırlar.Yan etkileri:yüksek ateş,üşüme,yorgunluk ve ağrıdır.
Sitokinler konusunda yapılan araştırmaların sayısı son on yılda büyük
artış gösterdi. Araştırmacılar genetik mühendisliği tekniklerini
kullanarak bu proteinleri büyük miktarlarda üreterek ilaç olarak
kullanımları üzerinde çalışmaya başladılar.
İnterferonlar:
İnterferonlar BRM (Biological response modifiers-Biyolojik yanıt düzenleyici) olarak laboratuarda üretilen ilk sitokinlerdir.
Interferon α (Intron-A,Roferon-A) FDA tarafından onaylanan ilk
sitokindir.İnterferon α’nın,bazı tümör hücrelerinin proliferasyonunu
direkt sitotoksik etkisiyle inhibe ettiği ve öldürdüğü bulunmuştur.Bu
etkinin mekanizması tam olarak saptanamamıştır.Rekombinant DNA
teknolojisi ile üretilen interferon α-2a ve α-2b alt-tipleri belirli
kanser türlerinde kullanılır.Yapıca aralarında bir amino asid farkı
vardır. Interferon α Haziran 1986da özellikle yetişkinleri etkileyen
bir tür löseminin tedavisinde onay aldı.O günden bu yana Kaposi Sarkomu
(özellikle AIDS hastalarını etkileyen bir kanser türü),kronik hepatit B
ve hepatit C’de kullanımı da FDA tarafından onaylandı.
Interferon γ (Actimmune) 1990da kronik granülomatoz (özellikle genç
erkek çocukları etkileyen kalıtsal bir hastalık) tedavisi için FDA’den
onay aldı.Interferon γ hastaların geçirdiği önemli infeksiyon sayısında
anlamlı bir azalmaya neden olur. Onay alan en yeni sitokin yine bir interferondur.1993de FDA interferon
β (Betaseron) nın Multipl Sklerozisde kullanımını onayladı.
Araştırmacılar interferonların bu hastalıklardaki tedavi edici etkisini
nasıl gösterdiğini hala çözemediler.Bütün interferonların anti-viral
etkileri vardır,ve bu ortak olan tek özellikleridir.Bazı vakalarda
bileşik direkt olarak tümör hücrelerine etki eder,bazılarında ise
bağışıklık sisteminin etkisini arttırır ya da baskı altında tutar. Interferonlar tedavide kullanılmaya başlandığından beri hastaların
çoğunluğunda önemli bir yan etkileri görülmedi.En çok rastlanan yan
etkileri grip-benzeri semptomlar:yorgunluk,yüksek ateş,üşüme ve
başağrısı gibi. Daha az rastlanan yan etkiler ise:Anormal karaciğer
fonksiyonları ve depresyon.
Tedavide kullanımları açısından araştırmacıların ilgisini çeken diğer
sitokinler yara-iyileştirici faktörler,nörotrofik
faktörler,inflammatuar ve anti-inflammatuar faktörler ve hematopoetik
büyüme faktörleridir.Ancak şu ana kadar sadece interferonlar ve
hematopoetik büyüme faktörleri belirli koşullarda etkili ve güvenilir
bulunmuşlardır.
Türkiye’de piyasada olan rekombinant insan interferonu müstahzarları:
Roferon -A (Roche):3,4.5,6 ve 9 milyon ünite İFN-alfa-2a içeren kullanıma hazır injektörler.1 injektör/kutu.
Roferon-A flakon (Roche):Yukarıdakinin 18 milyon ünite ilaç içeren viyal şekli.1 viyal/kutu.
Wellferon (Glaxo Smith Kline): 3 ve 10 milyon ünite İFN-alfa-N1 içeren viyaller. 1 viyal/kutu.
Intron-a (Er-Kim): 3,5 ve 10 milyon ünite IFN-alfa-2b içeren viyaller. 1 viyal/kutu
İnterlökinler:
Lenfositler,monositler,makrofajlar ve/veya fibroblastlar,damar endotel
hücreleri,kemik iliğinin stromal hücreleri tarafından üretilip
salgılanan belirli sitokinlere interlökinler adı verilir.Interferonlar
gibi interlökinler de laboratuar koşullarında elde
edilebilirler.İnterlökin 2 (IL-2 ya da aldeslökin) kanserde üzerinde en
çok çalışma yapılan interlökindir.Aldeslökin olgun
T lenfositler tarafından salgılanan ve diğer T lenfositlerinin
proliferasyonunu sağlayan 15 kilodalton molekül ağırlığında bir
proteindir.İlk bulunduğu zamanl T hücresi aktivasyon faktörü adı
verilmiştir.IL-2 lenfositler gibi,tümörleri yok eden bağışıklık sistemi
hücrelerinin büyümesini ve aktivitesini stimüle eder.IL-2 metastatik
böbrek kanseri ve metastatik melanoma tedavisinde FDA’den onay
almıştır.Hastaların az bir kısmında tümörü küçültür;fakat sağkalımı
uzatmaz.Fazla toksik bir ilaçtır.Sık görülen ciddi yan etkisi kapiler
permeabiliteyi arttırması nedeniyle kapiler sızma sendromu (capillary
leak syndrome) yapmasıdır;bunun belirtileri hipovolemi,hipotansiyon ve
akciğer ve diğer dokularda ödemdir.Ayrıca prerenal azotemiye,solunumsal
sıkıntı (distres) sendromuna ve bazen kritik organlara aşırı lenfosit
infiltrasyonu sonucu onların fonksiyonunun bozulmasına neden olur.
Araştırmacılar interlökinlerin akciğer,yumurtalık,beyin,göğüs,rektal
kolon,prostat kanserlerinde,lösemide ve bazı lenfomaların tedavisinde
yararlarını araştırmaya devam ediyorlar.
Hematopoetik Büyüme Faktörleri:
F1:Hematopoetik f1 kan hücreleri oluşumunda rol oynar. Hematopoetik
büyüme faktörleri kan hücrelerinin üremesini uyaran
sitokinlerdir.Eritropoetin(EPO) insanda böbrekte küçük miktarlarda
üretilir ve kırmızı kan hücrelerinin yapımını hızlandırır.
Epoetin α eritropoetinden genetik mühendisliği yoluyla
üretilmiştir,1989da Epogen adıyla kronik böbrek hastalığına sahip anemi
hastalarının tedavisi için onaylandı.Bu hastalar normalde olması
gerekenin yarısı kadar kırmızı kan hücresine sahiptirler ve çok sık kan
nakline ihtiyaç duyarlar.Ancak kan nakilleri böbrek nakli için uygun
donör bulmayı zorlaştıran antikor üretimine neden olurlar.Ayrıca nakil
edilecek kanlar viral kontaminasyon açısından taransa da tekrarlanan
infüzyonlar infeksiyon riskini arttırırlar.ABD ve Avrupa’da yapılan
araştırmalarda kronik böbrek hastalığına sahip 1200 hastanın epoetin
alfa ile tedavisi sonucunda
hastaların %95inde kırmızı kan hücre sayısı artış gösterdi.İlacı alan
hastalarda gereken transfüzyon sayısı 3 ay içinde daha önce gerekenin
onda birine indi ,hastaların çoğunluğunun zamanla transfüzyona ihtiyacı
kalmadı.
EPO 1991de ikinci bir tedavi alanı için onay aldı:AIDS’li hastalarda
Retrovir (zidovudine ya da AZT) nin yan etkileri sonucunda gelişen
anemi tedavisinde.118 hastadan oluşan bir çalışmada Epogen ile 3 aylık
bir tedavinin sonucunda transfüzyon sayısında %40lık bir azalma,çok az
yan etkiyle –çoğunlukla ateş,başağrısı ve yorgunluk-meydana geldi.
Ayrıca iki beyaz kan hücresi uyarıcı büyüme faktörü de lisans aldı:
Granülosit –koloni stimüle edici faktör ya da G-CSF (ABD’de Neupogen
adıyla piyasada) ve granülosit-makrofaj- koloni stimüle edici faktör
GM-CSF (ABD’de Leukin ve Prokine adıyla piyasada)1991de bir ay arayla
lisans alan iki ilaç da kanser tedavisi sırasında azalan beyaz kan
hücresi sayısını arttırmak için kullanılıyorlar.
GM-CSF non-Hodgkin’s lenfoma,Hodgkin’s hastalığı ve akut lenfoblastik
lösemili hastalarda kemik iliği transplantasyonlarında kullanılmak için
geliştirildi. G-CSF solid tümörlerin tedavisinde kemoterapiyle beraber kullanılmak
için geliştirildi,daha sonra kemik iliği transplantasyonlarında
kullanımı onaylandı.
Kemik iliği transplantasyonu geleneksel kemoterapiyle iyileşme umudu
çok az olan hastalarda kullanılır.Hastanın iliği alınır kanser
hücreleri kontrol edilir , kemoterapiyle hasta hücreler temizlenir.Aynı
zamanda hastaya yüksek dozda kemoterapi uygulanır ve nerdeyse hiç
akyuvar,alyuvar ya da platelet kalmaz.Daha sonra ilik yeniden hastaya
nakledilir ve kan hücrelerini yeniden oluşturmaya başlar.Bu çok yavaş
yöntemdir ve akyuvarlar belirli bir sayıya ulaşana kadar hasta belirgin
bir infeksiyon ve ölüm riski altındadır. Normalde kemik iliğinin
nakilden sonra akyuvar üretebilmesi için 3 ya da 4 haftaya ihtiyaç
vardır.
G-CSF ve GM-CSF bu üretimi hızlandırırlar.Vücut kendi sitokinlerini
üretebilse de bunlar çok az miktardadır.Bu sitokinler dışarıdan
verilerek süreç hızlandırılır.
Bu iki sitokin hakkında yapılan araştırmalar tedavi edilen hastalarda
daha az infeksiyon oluştuğu ve iv antibiyotiklere daha az ihtiyaç
duyulduğu ve hatta bazı vakalarda hastanede kalma süresinin azaldığı
görülmüştür.
GM-CSF’nin yüksek ateş,diyare,yüz kızarıklıkları ve güçsüzlük gibi bazı
yan etkileri bildirilmiştir.G-CSF’nin en sık rastlanan yan etkisi
asetaminofenle kontrol altına alınan kemik ağrılarıdır.
Ayrıca CSF’ların metastatik rektal kolon kanseri,melanoma ve göğüs
kanserlerinde etkileri ile ilgili klinik araştırmalar devam ediyor.
Oprelvekin:Kemoterapi alan hastalarda platelet nakli ihtiyacını azaltmada kullanılıyor.
Yara İyileştirici Faktörler:
Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’nden Anita Roberts, sitokinlerin başka
bir sınıfının,yara iyileştirici faktörlerin ilerdeki uygulamaları
hakkında iyimser tahminler yapıldığını
belirtiyor.Araştırmacılar,organizmada üretilenden daha büyük
miktarlarda verilen bu faktörlerin yara iyileşmesi sürecini nasıl
hızlandırdığını anlamaya çalışıyorlar.
Roberts ve ekibi transforming growth factor β (TGF- β) üzerinde
çalışmalar yapıyorlar.Yaralanma oluştuğu anda TGF- β ve başka bir
sitokin (PDGF) salınır.Bunlar hasar olan yerde bulunan hücreleri
etkileyerek pıhtılaşmaya ve yaranın kapanmasına yardımcı olurlar.
PDGF’nin insanlarda kronik yaraların,özellikle diyabetik ayak
ülserlerinin,iyileşmesinin hızlandırılmasında etkileri
araştırılıyor.Eğer bu tür yaralarda etkinliği kanıtlanırsa daha ciddi
boyuttaki yaralar için etkinliği araştırılabilir.Ayrıca periodontal
hastalıklarda operasyon sırasında iyileşmeyi hızlandırmak için
uygulanımda etkinliği test ediliyor.
KAYNAKLAR:
Tıbbi Farmakoloji,Prof. Dr. S. Oğuz Kayaalp
Cytokine Immunogene Therapy,Roberta P. Glick, M.D., Terry Lichtor,
M.D., Ph.D., and Edward P. Cohen, M.D., Neurosurg Focus 9(6), 2000. ©
2000 American Association of Neurological Surgeons
Cytokines: Putting Body Mechanics to Work by Marian Segal ,FDA Consumer magazine

|