|
Yazar Medicine Cube Editor
|
|
Perşembe, 29 Mart 2007 |
SİTOKİNLER:
Monositler,makrofajlar ve lenfositler
tarafından salgılanan ve immün sistem hücrelerinin proliferasyonunda ve
farklılaşmasında rol oynayan ve hücreler arası iletişimi sağlayan
maddelerdir.Bunlardan lenfositler tarafından üretilip salgılananlara
lenfokinler ve monositler ile makrofajlar tarafından üretilip
salgılananlara monokinler denilir.
Sitokinlerden interferonlar ve interlökinler melanoma,böbrek kanseri ve
diğer kanser türlerinde bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla
kullanılırlar.Yan etkileri:yüksek ateş,üşüme,yorgunluk ve ağrıdır.
Sitokinler konusunda yapılan araştırmaların sayısı son on yılda büyük
artış gösterdi. Araştırmacılar genetik mühendisliği tekniklerini
kullanarak bu proteinleri büyük miktarlarda üreterek ilaç olarak
kullanımları üzerinde çalışmaya başladılar.
İnterferonlar:
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 29 Mart 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Medicine Cube Editor
|
|
Salı, 27 Mart 2007 |
|
Kemoterapinin tarihsel gelişimi, kemoterapinin tanımı ve ilkeleri, antibakteriyel etki spektrumu, antibakteriyel etkinlik, antibakteriyel ilaçların tanımı ve sınıflandırma, amino asit türevi antibiyotikler, penisilinler, doğal penisilinler, yarı-sentetik penisilinler, sefalosporinler, birinci kuşak sefalospolinler, ikinci kuşak sefalosporinler, üçüncü kuşak sefalospolinler, monobaktamlar, aztreonam, kabapenemler imipenen, basit amino asit türevi antibiyotikler, aminoglikozid yapılı antibiyotikler, makrolitler ve benzer yapılı antibiyotikleri, az veya çok kompleks yapılı siklik veya heterosiklik bileşikler, polipeptid yapılı antibiyotikler, birleşik poliyenik sistem içeren antifungal etkili antibiyotikler, rifamisisinler, streoid yapılı antibiyotikler, doğal nükleosid analoğu antibiyotikler, adenozin analoğu antibiyotikler, üridin nükleosidi anoloğu olan antibiyotikler, beta-laktam antibiyotikler, penisilinler, antibakteriyel spektrum, farmakokinetik özellikleri, zehirlilikleri ve halk sağlığı yönünden önem taşıyan kalıntı bırakma özellikleri hakkında kapsamlı bir yazı..
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 27 Mart 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Medicine Cube Editor
|
|
Perşembe, 22 Mart 2007 |

"Biyomalzeme bilimi"nde, biyolojik sistemlerle etkileştiğinde uyum sağlayabilecek yeni malzemelerin geliştirilmesi için yoğun çaba harcanmakta. Biyomalzemeler, insan vücudundaki canlı dokuların işlevlerini yerine getirmek ya da desteklemek amacıyla kullanılan doğal ya da sentetik malzemeler olup, sürekli olarak veya belli aralıklarla vücut akışkanlarıyla (örneğin kan) temas ederler. Bilimsel anlamda yeni bir alan olmasına karşın, uygulama açısından biyomalzeme kullanımı tarihin çok eski zamanlarına kadar uzanmakta. Mısır mumyalarında bulunan yapay göz, burun ve dişler bunun en güzel kanıtları. Altının diş hekimliğinde kullanımı, 2000 yıl öncesine kadar uzanmakta. Bronz ve bakır kemik implantlarının kullanımı, milattan önceye kadar gitmekte. Bakır iyonunun vücudu zehirleyici etkisine karşın 19. yüzyıl ortalarına kadar daha uygun malzeme bulunamadığından bu implantların kullanımı devam etmiş. 19. yüzyıl ortasından itibaren yabancı malzemelerin vücut içerisinde kullanımına yönelik ciddi ilerlemeler kaydedilmiş. Örneğin 1880'de fildişi protezler vücuda yerleştirilmiş. İlk metal protez, vitalyum alaşımından 1938'de üretilmiş. 1960'lara kadar kullanılan bu protezler, metal korozyona uğradığında ciddi tehlikeler yaratmış. 1972'de alumina ve zirkonya isimli iki seramik yapı herhangi bir biyolojik olumsuzluk yaratmaksızın kullanılmaya başlanmış, ancak inert yapıdaki bu seramikler dokuya bağlanamadıklarından çok çabuk zayışamışlar. Aynı yıllarda Hench tarafından geliştirilen biyoaktif seramikler, (örneğin biyocam ve hidroksiapatit) ile bu problem çözülmüş bulunuyor.
|
|
Son Güncelleme ( Cumartesi, 24 Mart 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Medicine Cube Editor
|
|
Perşembe, 22 Mart 2007 |
KAN
Yaşam için gereken maddelerin bir yerden bir yere taşınmasında difüzyon ile yetinemeyen ve bu nedenle bir kan dolaşımı sistemine ihtiyaç duyan hayvanların (tüm omurgalılarla omurgasızların çoğu) kalplerinden damarlar aracılığıyla tüm vücuda pompalanan vücut sıvısıdır. Erişkin bir insanda yaklaşık beş litre kadar kan vardır. Bunun yarısı plazmadır, öteki yarısını da kan hücreleri (eritrositler veya alyuvarlar, lökositler veya akyuvarlar, trompositler) oluşturur.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 22 Mart 2007 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|